Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Nisan, 2018 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Defne, Itır ve Melissa Fidanlarım

Artık bahar iyiden iyiye kendini gösterdi. Aslında Mart ayından beri hummalı bir çalışma içindeyim:) Balkonumu resmen meyve sebze bahçesine çevirdim. Eşim bir yandan bır bır edip duruyor (doğrusu dır dır biliyorum, ama dır dır kelimesinden hoşlanmıyoruz:)), ‘yeter bu kadar otu ne yapacaksın’ diye. Bir yandan da taze nane ve soğanları koparırken, ‘aferin be sana, taze taze yiyoruz işte, hem ne güzel görünüyorlar’ diyor:)) Bir bilse ben her gün onlara bakıp büyüdüklerini gördükçe nasıl mutlu oluyorum. Şehrin ortasında böyle bir şey yapabilmek gerçekten çok büyük bir nimet ve bunun için Allah’a sonsuz kere şükrediyorum.  Bir kaç gün evvel, çok istediğim defne, ıtır ve melissa fidanlarımı sipariş etniştim. Bugün geldiler. Son derece özenle paketlenmiş. Paketin üzerinde  ‘Şöyle taşıyın, ters çevirmeyin, dik tutun, nazik davranın’ gibi, resmen kargoculara talimatlar yazıyor. Bayıldım, paketine de, gelen fidanlarıma da. Çokta makul fiyatlara satın aldım. Bunun için yerel fidan...

Şimdi Sirke Yapmanın Tam Zamanı! Sirke Nasıl Yapılır?

Sirkenin faydalarını bilmeyenimiz yok. Gün geçmiyor ki, yeni bir şifası ortaya çıkmasın. Saç bakımı için kullanmaktan, ayak mantarına, sivilceden, siğile, ocak temizlemekten, halı temizlemeye bir çok kullanım alanı var sirkenin. Uygun koşullarda yapıldığında sirke elimizin altından asla eksik etmememiz gereken bir nimet. Şimdilerde ise, sirke yapmanın tam zamanı. Uygun hava koşulları, sirkenin çabuk mayalanmasına elverişli. Ve sirke yapmak hem çok kolay, hem de çok zevkli. İnsanın kendi eliyle yaptğını tüketmesinin verdiği rahatlıkta hiç bir şeyde yok. İnternette bir çok yerde sirke yapma tarifleri var, çoğunu denedim ve pek başarılı olduğum söylenemez. Ama uzun süredir uyguladığım ve oldukça başarılı olduğum bir tarifi paylaşacağım sizlerle. Bakalım bakalım sirke nasıl yapılır: Pazardan eğri büğrü, -hatta çürükleri varsa daha iyidir, ilaçsız olduğunu gösterir- kırmızı elmalar alınır. Yıkanır, sirkeli suda bekletilir. Bir kaç saat bekletebilirsiniz. Sonra süz...

Doğal Yaşama Geçmek için Atılacak İlk Adımlar

Doğal yaşam için atılacak adımlar derken, gerçek anlamda ‘atmaktan’ bahsediyorum. Çünkü’doğal yaşam’ mümkün olduğunca sadeleşmeyi gerektiriyor. O zaman bakalım neleri atmalıyız? -Tüm deterjanlar (şampuan ve diş macunları dahil, çünkü bunlar da malesef deterjan) -Kozmetikler -Mevsiminde olmayan meyve ve sebzeler -Parfüm, oda kokusu vs. -Konserveler, soslar -Sentetik kumaşlar -Plastikler -Veeee hastalıklı ilişkiler… Başlangıç için bunları atmakla başlayabiliriz. Sevgiler…

Tasarruf İçin İpuçları

Reklam bombardımanına uğradığımız şu dönemde tasarruf etmek bir çoğumuz için hiçte kolay değil. Ne kadar yapmaya çalışsakta girdiğimiz bir markette gerekli gereksiz bir sürü ürünü dolduruyoruz sepetimize. İşimize gerçekten yaramayacak ürünleri listemizden çıkarmak, bazı ürünleri evimizde üretmeye başlamak, tasarruf etmek için harika yollardan bir kaçıdır. Peki yapabileceğimiz diğer şeyler neler? -Genel bir liste oluşturun. Listenizi kategorilere ayırın. İhtiyacınız olduğunu düşündüğünüz her şeyi yazın. Sadece bunun için kullanacağınız bir defter tutabilirsiniz.Yapmış olduğunuz bu listeye ara ara bakın. Ekleyecekleriniz olacağı gibi, gerçekten ihtiyacınız olmadığıa karar verdiğinizz şeyleri de çıkarın. Ayrıca aldıklarınızın tarihi, fiyatı ve nereden aldığınızı da not ederek işaretlemeyi unutmayın. Bu daha sonrası için sizin fiyat değerlendirmesi yapmanıza yardımcı olacaktır. – Sebzelerinizi kendiniz yetiştirin. Mevsim başında sebze fideleri alıp, balkon ya da bahçenizde...

Hoş geldiniz

Merhaba, daha evvel pek çok mecrada yazarlık yapmış olmama rağmen, söze nasıl gireceğimi nasıl başlayacağımı bilemiyorum, zira son derece heyecanlıyım. anlatmak istediğim pek çok var ve bu heyecan toparlamamı zorlaştırıyor. İlerleyen günlerde, yer yer yine bahsedecek olsam da, kısaca hikayemden bahsedeyim, sanırım en uygun girizgah bu olur.  Kapitalist dünyaya ayak uyduramadım hiç.  Ne insan ilişkileri, ne para olan ilişkim, ne de tüketim alışkanlıklarım normalleştirilmiş (!) insanlar gibi değildi. Üretmekle ilgileniyordum daha çok. Üretimin olmadığı yerde insanın ‘atıl’ olacağını ve doğal olarakta hastalanacağını düşünüyordum. Oysa sistem insanları gün geçtikçe daha da kadükleştiriyordu. Ve bu sistemin içinde üretmeye tahammül yoktu. ‘tüket, daha çok tüket!’ sloganları, duyduğumuz ve gördüğümüz her yerde insanları aptala çeviriyordu. Yine de uzun süre direndim. Baş etmeye çalıştım. Ve uzun çok uzun seneler mücadele ettikten sonra, sistemin dışına çıktım. (Evet atılmadı...